Öncelikle tasarım işinin içinden çıkalım. Bir kesim VW’ni Golf’ü asla değiştirmemekle ve birbirinin ardına aynı tasarımları yeni nesiller olarak tanıtmakla suçluyor. Gerçekte ise VW geleneklerine bağlı ve asıl önemlisi kazanan takımını bozmama niyetinde. Eminiz eğer Golf günün birinde rekabette geriye düşer ve liderliğini kaptırırsa VW de nerede hata yaptığını düşünür ama bugün o gün değil. Zira 7. nesil Golf son gününe kadar Avrupa’nın en çok satılan modeli olarak kalacak gibi görünüyor.

Peki 8. neslin tasarımında neler var? Yaya koruma yönetmeliklerine uyum için alçaltılmış burun tasarımı, korunan C sütunu, ki bu bu bölüm baskınlığıyla tasarımın hiç değişmediği eleştirilerinin en önemli nedeni, ve yeni jantlar. 8. nesil de tıpkı selefi gibi MQB altyapı üzerinde yükseliyor ama ebatlarında neredeyse hiç değişiklik yok, 4,28 metrelik uzunluğu 7. nesilden 3 cm kadar daha fazla ama bu tampon değişimiyle bile ortaya çıkabilecek bir fark. Zira Golf’ün aks mesafesi 2,63 metreyle 1 mm’lik bir artıştan fazlasına sahip değil. Ebatlardan devam edersek, bu değişimsizlikle 8. neslin iç mekan alan sunumu konusunda 7. neslin kopyası olması beklenebilir. Tabii buna bagaj hacmi de dahil ki burada biraz iyileştirme hoş olabilirdi.

Neyse ki kapıları açtığınızda sizi yepyeni bir dünya karşılıyor. VW trendlere direnmek yerine takip etmeyi tercih etmiş ama haklarını yemeyelim, trend takip ederken bile kendi stillerini korumayı başarmışlar. Örneğin seveni kadar sevmeyeni de olan tablet biçimli merkezi ekran araç ayarlarından multimedyaya ve havalandırmaya kadar tüm kumandalara ev sahipliği yapıyor. VW buna dijitalleşme adını vermiş ve öncülüğünün vurgulayıcısı olarak niteliyor. Bu seçimle aracın tüm kumandaları tek bir merkezde toplanmış ve gerçekten VW’nin iddia ettiği kadar da öncülük içeren bir uygulama; tek sorun yıllardır PSA (Peugeot-Citroen) modelleri tarafından kullanılıyor oluşu. Bunun dışında standart olarak gelen 10,2 dijital gösterge tablosu, opsiyonel sunulacak büyükçe head-up gösterge ve çevirmeli yerine dokunmatik aydınlatma kumandaları Golf kokpitinin diğer yenilikleri. VW’nin en büyük başarısı bütün bunları çok klasik bir kokpit tasarımının içine yerleştirebilmiş olması. Dahası, Porsche 911’de kullanılanı andıran bir vites kolu da otomatik şanzımanlı Golf versiyonlarını taçlandıracak.

Karoserin altındaki yenilikler daha yoğun ama bir kısmının detayı henüz ortaya çıkmamış vaziyette. Temel ürün gamını yine benzinli ve dizel motorlar oluşturmaya devam edecek. Buradaki fark, 1,6 litrelik dizel motorun ürün gamından kaldırılmış olması. Euro 6d emisyon normuna uyum konusunda sıkıntılı olan motor, 2,0 litrelik hacimden 115 HP güç alan bir motorla değiştirilmiş. Yani ülkemiz için Golf TDI devri önümüzdeki yılın sonunda bitecek. Bunun dışında benzinli motorlar 1,0 litrelik (90 ve 110 HP) ve 1,5 litrelik (130 ve 150 HP) iki TSI ailesinden oluşacak. Bunlara ek olarak 5 farklı hibrit de ürün gamına eklenecek. Bizim için önemli olan içten yanmalı motor hacimleri belli değil ama bu versiyonlar eTSI olarak anılacak ve 3 tanesi aslında tatlısu hibridi. Yani 48V elektrik sistemine, kayışlı marş motoruna ve lityum-iyon pile sahip bu versiyonlarda ek donanımlar, Golf’e ilk kalkış anında ve ara hızlanmalarda yardım ederek tüketimi ve emisyonu düşürecek. Bu versiyonlar 110, 130 ve 150 HP güç çıkışına sahip olacak. Bunun dışında iki tane de gerçek hibrit, hatta prizden şarj edilebilen hibrit söz konusu. 204 ve 245 HP güç çıkışlarıyla ve 13 kWs’lik pilleriyle bu versiyonlar performansla çevreciliği bir arada sunma potansiyeline sahip. VW’nin beklentisi bu versiyonların 60 km civarında elektrik menziline sahip olması. Son olarak bu iki hibrit 1,4 litrelik TSI motorla gelecek.

Golf’ün iç mekan yönetim konseptine yapay zeka ve sürekli iletişim de eklenmiş. Kimi donanımları aracı kullanırken VW’den satın almanız olası olacak. Yani aracınızda adaptif hız sabitleme sistemi yok ama Golf standart donanımlarında otomatik fren yapabilen şehiriçi güvenlik sistemi olduğu için bunu yapabilecek kabiliyette. Size kalan VW’e yazılım için ödemeyi yapıp sistemi online olarak çalışır hale getirmek olacak. Bu biraz ülkemizde sıklıkla yapılan ve “gizli özelliklerin açılması” diye bilinen müdahaleye benziyor ama eminiz VW pahalı adaptif hız sabitleme yazılımını daha sıkı bir şifrelemeyle koruyacaktır. Bu haber de bizi Golf’ün diğer bir önemli özelliğine getiriyor. Yeni Golf nesli bu sürekli bağlanabilir olma halini fabrikada aldığı eSIM yani dijital bir sim kart yardımıyla sağlıyor. Eğer bir Avrupa Birliği ülkesinde yaşıyorsanız bu çok iyi bir haber, eğer Türkiye’de yaşıyorsanız bu durum önemli bir sorun, zira Türkiye’nin iletişim kanunları biraz daha farklı. Bu sistemlerin Türkiye’de çalışması için Golf’ün fabrikada Türkiyede kullanıma açık bir sim kartla donatılması lazım. Benzer bir sorun BMW 3 Serisi’nin ülkemize gelmesini 6 ay kadar geciktirmişti. Umarız Doğuş Otomotiv, Borusan Otomotiv’dan daha hızlı bir çözüm üretebilir.

Yeni Golf neslinin 2020’nin sonlarında ülkemize gelecek olması bu beklentinin karşılanmayacağını gösteriyor. Zira an itibariyle kimi Avrupa ülkeleri 8. nesil için siparişe açık, hatta baz fiyat da 18.500 Euro olarak belirlenmiş. Hatta aynı pazarlarda baz donanımda LED farlar, anahtarsız çalıştırma, otomatik fren yapabilen acil durum yardımcısı, şerit takip sistemi ve dijital gösterge tablosu standart olarak gelecekmiş, darısı başımıza.