Avrupa Birliği’nin katılaşan emisyon düzenlemeleri, otomobil üreticileri için maliyetli bir sürecin kapısını araladı. Avrupa pazarı, dış gümrük vergileri ve Çinli rakiplerin artan baskısıyla mücadele ederken, CO2 emisyon hesaplamalarında 2025’ten itibaren üç yıla yayılan bir esneklik dönemi başlattı. Ancak bu geçiş süreci, her marka için güvenli bir liman anlamına gelmiyor.

Emisyon Sınırlarında Riskli Tablo

Yılın ilk yarısına ait veriler, Seat, Mazda, Nissan ve Dacia gibi markaların CO2 emisyon hedeflerine ulaşmakta zorlandığını gösteriyor. Özellikle Mazda tarafında durum dikkat çekici; markanın araç başına ortalama emisyon değerleri geçen yıla kıyasla artış gösterdi. Avrupa Birliği’nin belirlediği sınırın üzerindeki her bir gram için araç başına 95 Euro’luk ceza kesildiği düşünüldüğünde, bu tablo üreticiler için ciddi bir finansal risk taşıyor.

Avrupa'nın CO2 Hedeflerinde Sıkışan Markalar: Mazda ve Seat Zorlanıyor

Teknoloji Tercihleri ve “Pool” Çözümü

Seat’in durumu Volkswagen Grubu’nun stratejik kararlarından kaynaklanırken, Mazda ve Dacia gibi markaların önündeki engel daha çok motor teknolojisi tercihleri. Mazda, hibrit olmayan geleneksel içten yanmalı motorlara odaklanması ve elektrikli araç gamındaki sınırlı varlığı nedeniyle emisyon hedeflerini tutturmakta zorlanıyor.

Avrupa'nın CO2 Hedeflerinde Sıkışan Markalar: Mazda ve Seat Zorlanıyor

Üreticiler bu noktada “havuz” (pool) sistemine sığınıyor. Mazda, Subaru ve Toyota’nın oluşturduğu grupta, Toyota’nın düşük emisyonlu araçlardan kazandığı kredi, Mazda’nın yüksek emisyonunu dengeleyerek markayı cezalardan koruyor. Ancak AB’nin gelecekte bu havuz sistemini kısıtlaması veya her markayı kendi performansıyla değerlendirmesi, bu üreticiler için zorlu bir dönemin habercisi olabilir.

Kaynak: www.automobile-magazine.fr