Hırvatistan’daki üretim tesisinde, dünyanın en hızlı elektrikli otomobili Rimac Nevera ile devasa bir V16 motorun yan yana üretildiğini hayal edin. Elektrikli otomobil dünyasının öncü isimlerinden biri olan, ancak bugün Bugatti’nin direksiyonunda oturan Mate Rimac, otomotiv dünyasının geleceğine dair ezber bozan bir öngörüde bulunuyor. Rimac’a göre, otomobil dünyası iki ayrı yöne doğru evriliyor.
Lüks Segmentte “İsviçre Saati” Etkisi
Rimac, CNBC’ye verdiği demeçte, günlük kullanım araçlarının büyük oranda elektrikleneceğini ancak süper spor otomobil segmentinin içten yanmalı motorlara sadık kalmaya devam edeceğini belirtiyor. Bu durumu “İsviçre saati” örneğiyle açıklayan yönetici, akıllı saatlerin günlük hayatı ele geçirmesine rağmen, mekanik lüks saatlerin prestij ve tutku sembolü olarak kalmaya devam etmesini otomobil dünyasına uyarlıyor: “Kimse bir akıllı saate 200 bin dolar ödemez. Lüks segmentte asıl kazanç, işçilik ve arzudan geliyor.”
Bugatti Tourbillon ve Performansın Ötesi
Rimac’ın bu felsefesi, yeni tanıttıkları Bugatti Tourbillon modelinde somutlaşıyor. Tamamen elektrikli bir model yerine, 8,3 litre hacminde V16 atmosferik motor ve elektrik desteğiyle toplamda 1.800 beygir gücü üreten bir sistem tercih edildi. Rimac, “Dünyanın en büyük içten yanmalı motorunu üretmek ironik gelebilir ama bu bir sanat eseri” ifadelerini kullanıyor.

Rimac, saf performans verilerinin artık Çin’den gelen 50 bin dolarlık araçlarla bile kolayca erişilebilir hale geldiğini, bu yüzden süper spor otomobillerde asıl odağın “insan dehasını kutlamak” olması gerektiğini savunuyor. 402 km/s hıza çıkabilen, her türlü hava koşuluna dayanıklı ve aynı zamanda bir sanat eseri olan otomobiller üretmenin, markasının nihai hedefi olduğunu vurguluyor.
Kaynak: www.auto-motor-und-sport.de

