Otomotiv dünyasında performans, uzun yıllar boyunca sadece yüksek beygir gücüyle eşdeğer tutuldu. Ancak 1984 yılında sahneye çıkan Opel Kadett GSi, sadece 115 beygir gücüne sahip olmasına rağmen 201 km/s hıza ulaşarak bu ezberi bozdu. Bu başarının arkasında yatan temel faktör ise o dönem için radikal kabul edilen aerodinamik tasarım yaklaşımıydı.
Sürtünme Katsayısı ile Gelen Performans
Opel, Kadett E modelinde hava direncini minimuma indirmeye odaklanmıştı. 0,30’luk cW değeri sayesinde araç, dönemindeki köşeli hatlara sahip rakiplerine kıyasla havayı çok daha verimli bir şekilde yarıyordu. Bu tasarım tercihi sadece yakıt tüketimini düşürmekle kalmadı, aynı zamanda aracın son hıza ulaşmasını da kolaylaştırdı. Kısa oranlı vites kutusu, aracın yüksek devirlere hızlı çıkmasını sağlasa da, bu durum bazen motorun kırmızı çizgiye çok çabuk yaklaşmasına neden oluyordu.
Sürüş Deneyimi ve Günlük Kullanım
Dört silindirli motor, gaz tepkilerine oldukça canlı yanıt veriyordu. 0’dan 100 km/s hızlanmasını 9,9 saniyede tamamlayan Kadett GSi, kağıt üzerindeki verilerden ziyade yoldaki çevikliğiyle öne çıkıyordu. Aerodinamik yapının sağladığı bir diğer avantaj ise yakıt ekonomisiydi; karma tüketimde 9,7 litre civarında kalarak sınıfının tutumlu modelleri arasına girmeyi başardı.

Ancak bu sportif tasarımın günlük kullanımda bazı dezavantajları da yok değildi. Büyük arka spoyler arka görüşü kısıtlarken, eğimli cam yapısı kabin içinin fazla ısınmasına yol açıyordu. Ayrıca dönemine göre fütüristik duran dijital gösterge paneli, yani popüler adıyla ‘fare sineması’, okunabilirlik konusunda kullanıcıları zaman zaman zorluyordu. Yol tutuş konusunda ise oldukça dengeli bir karakter sergileyen Kadett GSi, dönemin ‘Golf katili’ olma iddiasını taşısa da, fiyat etiketinin rakiplerinden yüksek olması pazar payını sınırlandıran en büyük engel olmuştu.
Kaynak: www.auto-motor-und-sport.de
