Mini, 2030’lu yılların Cooper modellerini tasarlarken rotayı geçmişe, yani markanın BMW çatısı altında ilk kez sahneye çıktığı 2000’lerin başına çeviriyor. Markanın yeni tasarım şefi Holger Hampf, gelecek nesil Mini Cooper’ın tasarım dilinde 2001 yılında tanıtılan ikonik R50 modelinden ilham alacaklarını açıkladı.

Tasarımda “Pazarlıksız” Kurallar
Yeni tasarımda nostaljik bir kopya yerine, Mini’nin genlerini oluşturan temel özelliklere odaklanılıyor. Hampf; aracın kısa boyu, köşelere yerleştirilmiş tekerlekleri, kısa aks mesafesi ve karakteristik yuvarlak far yapısının “pazarlıksız” birer öncelik olduğunu vurguluyor. Güncel modellerin 3,88 metreye ulaşan uzunluğuna kıyasla, yeni nesilde boyutların bir miktar daha küçültülmesi gündemde. 2011’deki 3,40 metrelik Rocketman konseptine atıfta bulunulsa da, günümüz modern güvenlik ve sürüş destek sistemlerinin bu küçülme sürecini zorlaştırdığı belirtiliyor.
Platform ve Çekiş Sistemi Değişebilir
Yeni Cooper’ın teknik altyapısında da büyük bir dönüşüm yaşanması bekleniyor. İddialara göre, mevcut Great Wall Motor ortaklı platform yerine, BMW’nin yeni nesil “Neue Klasse” (Gen6) mimarisine geçiş yapılabilir. Bu geçiş, Mini’nin geleneksel önden çekiş yapısını terk ederek arkadan itişli bir sisteme dönüşebileceği tartışmalarını da beraberinde getirdi. Ancak uzmanlar, küçük bir şehir otomobilinde arka motorun yaşam alanı ve bagaj hacminden çalacağı gerçeğine dikkat çekerek bu değişikliğin oldukça zorlu bir mühendislik kararı olacağının altını çiziyor.

Hibrit ve Elektrikli Yol Ayrımı
Mini, önümüzdeki dönemde elektrikli ve içten yanmalı modelleri arasındaki teknik makası daha da açmaya hazırlanıyor. Elektrikli Cooper’ın BMW’nin yeni mimarisine uyum sağlaması beklenirken, içten yanmalı motorlu versiyonların ise hibrit destekli sistemlerle 2030’lu yıllara kadar varlığını sürdürmesi öngörülüyor. Marka, bu stratejik yol haritası konusunda henüz kesin bir takvim açıklamış değil.

Kaynak: www.automobile-magazine.fr
