Dile kolay, Volvo XC90 hayatımıza gire tam 20 yıl olmuş. Daha ilginciyse bu 20 yılın sadece 2 nesille geçmiş olması. Daha da ilginci bu iki nesil gerçek anlamda makyaj bile geçirmeden ömürlerini tamamladı. Yani Volvo modellerini bir kere tanıtıp uzun yıllar üretmeyi seviyor. Bu başarının arkasında markanın çılgın denemeler yerine zamansız tasarımlara değer vermesi ve geleceği iyi okuması yatıyor olmalı. Şimdiyse gelecek 10 yılın zevklerine bakma zamanı. XC90’ın yeni nesli, artık tamamen elektrikli EX90 olarak tanıtıldı.

Adı değişmiş olsa da tasarım dili karşımızdakinin bir XC90 olduğunu hemen ele veriyor. Volvo bu noktada biraz Range Rover’dan ilham almış gibi ki zaten XC90 için Land Rover’ın asla üretemediği halk Range Rover’ı demek haksızlık olmaz. Tasarım dili aynı kalmış olsa da kimi detaylar ultra-modern olarak bile tanımlanabilir. Örneğin sıradışı sadeliğe sahip burun tasarımında bir iki çizik gibi görünen çift parçalı farlar ya da hala tüm D sütununu kaplasa da cam kenarlarındaki kısımlar alt bölümden bağımsız tasarlanan stop lambaları bunun en iyi örnekleri. Tavanın ön kısmının ortasındaki garip çıkıntıysa saçma bir tasarım oyunundan çok daha fazlası ve detaylarına birazdan değineceğiz. EX90’ın boyu 5,03 metre ve aks mesafesi de 2,98 metre.

İç mekanda da XC90 karakteri artık abartılı bir sadelikle buluşmuş. Yapısı nedeniyle 14,5 inçlik ölçüsü kulağa o kadar büyük gelmese de küçük bir televizyon büyüklüğündeki bilgi-eğlence sistemi ekranı eskiden olduğu gibi dik konumlu. Ve tabii ki yine eskiden olduğu gibi kokpitin merkezinde. Fakat bu sefer etrafı pahalı kristaller ya da işlenmiş alüminyumlar yerine geri dönüştürülmüş malzemelerden üretilmiş sade kaplamalarla döşenmiş. Bu ekran bir otomobilde görmeyi beklemeyeceğiniz türden bir işlemci gücünü dışa vuruyor. Volvo son dönemin oyun teknolojilerini EX90’ın sürücüsünün hizmetine sunuyor ama tabii ki oyun oynamak için değil sürüşüne yardım etmek için. Ünü ekran kartı üreticisi NVIDIA tarafından sağlanan temeller üzerinde Qualcomm’un otomobil üreticileri için geliştirdiği Snapdragon altyapısı hizmet veriyor. Google tarafından geliştirilen işletim sistemi de kendini kanıtlamış sesli komut ve harita uygulamaları gibi hizmetleri sunuyor. Yani Volvo kimsenin kullanmayacağı yazılımları çalıştıracak donanımlar için kendisini paralamak yerine, herkesin kullandığı yazılımları kendisini kanıtlamış donanımlarla kullanmayı tercih etmiş. Bunun dışında iç mekanda bilindik kalite hissinin devam ettirileceği varsayılabilir ve 3 koltuk sırasında bolca alanın sunulması da sürpriz olmaz.

EX90’ın bir otomobil olarak özelliklerine kısaca değinip teknolojisine geri döneceğiz: 111 kWs’lik lityum-ion pille beslenen bir çift elektrik motoru normal versiyonda 300 kW (408 HP) güç ve 770 Nm tork ve performans versiyonundaysa 380 kW (517 HP) güç ve 910 Nm tork üretebiliyor. Normal versiyonda 600 km’ye varan menzil sunması beklenen sistemin pilini yüzde 10’dan yüzde 80’e şarj etmek 30 dakika sürüyor. Piller, teorik olarak 250 kW’la şarj olabiliyor ve aracın üzerindeki AC şarj aleti de 11 kW. Normal kullanımda sadece ön motoruyla ilerleyen EX90, arka motorunu gerekli hallerde devreye alıyor ve bu motoru torkla yönlendirme için de kullanabiliyor. Bu önemli olabilir zira EX90 2,8 ton boş ağırlığa sahip ve süspansiyon yapısı da selefinden geliştirilerek alınmış. Elektrik donanımıyla ilgili son bilgi, EX90 enerjisini başkalarıyla da paylaşabilecek.

Son olarak gelelim tavanın ön kısmının ortasındaki çıkıntıya. Bu çıkıntının altında Lidar sensörü yer alıyor. Light Detection and Ranging kelimelerinin kısaltmasından oluşan Lidar kelimesi, tavandaki bu sensörün aracın etrafının dijital resmini çektiğini anlatıyor. Zaten EX90’nın biraz abartılı işlemci gücüne sahip olmasının arkasındaki nedenlerden biri de bu sensörün kullanılması.

Lidar sensörü bir yayayı 250 metreden ve siyah asfalt üzerindeki siyah bir nesneyi de 120 metreden tanıma potansiyeline sahip ve bütün bu görüşün 3 boyutlu olarak işlenmesine de imkan tanıyor. Bunun anlamı gelecekteki otonom sürüş sistemlerinin çok daha kararlı çalışabileceği. Bugünse Volvo’nun umudu bu donanımların kazaların yüzde 20’sini daha elimine edebilmesi yönünde. Bunun yanında yazılıma “Sürücüyü Anlama Fonksiyonu” da eklenmiş. Kulağa biraz anlamsız gelse de aslında çok değerli. Zira bu sayede yazılım sürücünün anlık davranışlarını değerlendirip gereksiz uyarı ve müdahalelerden kaçınabiliyor. Bir nevi duyguları okuyabilen yazılım gibi ama değil. Bir tanesi gösterge tablosunda bir tanesi de kokpitin ortasında konumlu iki kamera ve bir infrared sensör yardımıyla ortam ışığından bağımsız bir şekilde izlenen sürücü, uyarıları sadece eğer gerçekten dikkatsiz bir anındaysa alabilecek. Bu da gereksiz uyarıları azaltarak sistemlerin devreden çıkartılması olasılığını düşürebilecek. Bunlar yetmediyse Volvo EX90’ın iç mekanını da hareket sensörleriyle donatmış: konsolda ve arka okuma lambalarında konumlu sensörler, EX90’ın iç mekanındaki ve bagajındaki milimetrik hareketleri farkedebiliyor. Bu sayede eğer araçta bir canlı unutulduysa kapılar kilitlenmeyip bir uyarı veriliyor ve havalandırma sistemi de çalışmaya devam ediyor.