Bazı şeyler vardır büyüsünün bozulmaması gerekir. Fakat bu durum otomotiv için geçerli değil. Zira aktif olarak satışta olan bir modelin bir noktada güne uyum sağlaması mecburi bir davranış. Çünkü bugünkü kanunlar güne uyum sağlamayan tek bir modelin bile dahil olduğu gruba ağır yükler getirmesine neden oluyor. 70 yıldır küçük güncellemelerle üretimde olan Defender da bu etkiden nasibini aldı. Land Rover’ın iddiasına göre model, karakterinden hiçbir şey kaybetmeden güne uyarlandı. Edindiğimiz bilgiler bunun teknik olarak mümkün olsa da pratikte mümkün olmadığını ve eski Defender’ın tarihe karıştığını düşündürüyor. O zaman bilgileri sizinle paylaşalım ki kendi kararınızı verin.

Şekil şemal kısımlarını doğrudan size devrediyoruz. Muhtemelen sırf nostalji olsun diye LR, Defender için beyaza boyalı sac jantlar tasarlamış. Herhalde selefini en çok andıran versiyon da kısa aks mesafeli karoser ve bu jantlara sahip versiyon. Lafı açılmışken, eksiden olduğu gibi 3 kapılı ve 5 koltuklu 90 (4,58 metre) ve 5 kapılı ve 5,6 ya da 7 koltukla donatılabilen 110 (5,02 metre) adlarını taşıyan iki uzunluk seçeneği Defender için sunulmaya devam edecek. Eskisiyle hiç alakası olmayacak şekilde Defender artık monokok şasiye sahip. Yani gövdeden bağımsız şasi kullanımına son verilmiş. Bu yapı arazi kabiliyeti için gerekli görülür ama ağırlık için kesinlikle kötü bir seçimdir. Zaten Defender’da kullanılan D7x olarak adlandırılan yeni alüminyum monokok tüm modern güvenlik önlemlerinin yanında bolca ağır donanımına karşın selefinden sadece 200 kg daha ağır. Sadece lastik ebatlarının 16 inçten 22 inçe çıkmış olması bile yeni neslin omuzlarındaki fazladan ağırlık hakkında fikir verebilir. Bu arada yeni monokok, LR’nin şimdiye kadar ürettiği en burulmaz şasi unvanına sahip. Hatta üreticinin iddiasına göre merdiven şasi/karoser ikilisine göre en azından 3 kat daha burulmaz bir yapıdan bahsediyoruz.

Ek ağırlıktan bahsederken kokpitten bahsetemek olmaz. Selefinin basınçlı suyla yıkanabilecekmiş gibi görünen sade/basit kokpitinin aksine yeni neslin kokpiti tam bir teknoloji merkezi. 12,3 inçlik dijital gösterge tablosu ve 10 inçlik merkezi dokunmatik ekran söz konusu olunca yeni kokpiti basınçlı suyla yıkamayı düşünmemek daha iyi. Yine de LR fonksiyon öncelikli köklerini sergilemek adına Defender’da kolay temizlenebilen bir zemin kaplaması sunacak.

Kokpitin en ilgi çekici yerleşimi vites kolunun pozisyonu. Bu sayede isteğe bağlı olarak ön koltukların arasına bir ilave koltuk daha eklenebilecek. Böylece miras listesine bir tık daha atılmış oluyor. Kokpit elektroniğiyle ilgili en önemli bilgi Defender’ın sıradışı bağlanabilirlik özelliği. Yeni arazi efsanesi tüm yazılım güncellemelerini servis ziyaretine gerek bırakmadan bulut paylaşımından indirebilecek. Üstelik bunu yaparken güncel modeller gibi saatler süren uzun bekleme sürelerine ihtiyaç duymayacak. Güncellemeler programlanabilecek ve başlattıktan sonra kullanıcı kapıları kilitleyip aracın başından ayrılabilecek. Dahası Defender kendi kontrolünü yapıp servise durumuyla ilgili bilgi verebilecek. Bu sayede servis önceden hazırlık yapıp sipariş edilmesi gereken bir parça varsa siz gittiğinizde hazır tutabilecek. Uçan kaykay ve kendiliğinden bağlanan ayakkabılar kullanıma sunulduğu ve zaman makinesinin de eli kulağında olduğu için, bunların hepsinin sağlıklı bir şekilde çalışacağına şüphe yok. Zaten Land Rover da özellikle elektrik sistemlerinin güvenilirliğiyle ünlü bir üreticidir. Yani güncellemesini başlatıp park yerine bıraktığınız aracınızın sabah işlevsiz bir alüminyum yığınına dönüşmesi olasılığı çok az.

Defender’ın arazi kabiliyeti de aynı üstün teknoloji merkezine devredilmiş durumda. Güçleri 200 ve 240 Hp olan iki tane 2,0 litrelik dizelin yanında, 300 HP güç üreten 2,0 litrelik ve 400 HP güç üreten 48V elektrik sistemine ve 3,0 litrelik sıralı 6 silindirli motora sahip bir tatlısu hibridi de benzinli seçenekleri oluşturuyor. Bu motorların gücünün yere aktarılmasında tamamen elektronik kontrollü bir çekiş sistemi kullanılacak. İsteyenler standart oarak sunulan orta diferansiyel kilidine ek olarak arka diferansiyel kilidi de alabilecek. Dahası havalı süspansiyon sistemi de Defender’ın donanım listesine eklenebilecek. bir kaç tane kamera ile yolun yüksek çözünürlüklü görüntüsünü merkezi ekrana aktarmak bu modern aracı korumak için iyi olabilir. Buna ek olarak yedek lastik tarafından engellenen iç dikiz aynası görüntüsü de bir kamera yardımıyla daha geniş açılı hale getirilebiliyor. Defender’ın arazide kullanacağı rakamları gayet iyi görünüyor. Birileri mutlaka aksini ispat edebilir ama normal kullanıcılar için yeni Defender’ın her açıdan selefine göre daha yetenekli bir araç olacağı da kesin gibi.

Yeni nesil Defender’ın selefinin yerini tutamayacak olmasının bu teknik detaylarla alakası yok. Sorun yeni neslin nispeten daha kırılgan ve ilginç yerlerde tamir edilemeyecek kadar karmaşık olması. Defender’ı efsane yapan şey durdurulamaz olması değil, durduktan sonra tekrar hareket ettirilebilir olmasıydı ama bu yeni neslin tekrar hareket etmesi için bulut ortamından servisle irtibata geçmesi gerekebilir. Tabii internete ulaşım varsa gittiğiniz yerin tam olarak keşfedilmeyi bekleyen bir sır olduğunu söylemek de imkansız. Yani dünya hala keşfedilmeyi bekliyor olsaydı eski Defender’a ihtiyaç duyardık.